WhatsApp, iOS ile Android Arasında Sohbet Geçmişini Aktarma Özelliğini Test Ediyor

Popüler mesajlaşma servisi WhatsApp, kullanıcıların uzun zamandır beklediği iOS ile Android arasında sohbet geçmişini aktarma özelliğini test ediyor. Ekran görüntüleriyle doğrulanan yeni özelliğin ne zaman yayınlanacağı ise henüz bilinmiyor.

Günümüzün en popüler mesajlaşma servisi olan WhatsApp, bir telefon numarası üzerine bağlanarak tek bir cihaz üzerinden kullanılabiliyor. Kullanıcılar, WhatsApp Web uygulaması sayesinde hizmeti masaüstünde kullanabilse de bunun için de cihazın aktif internet bağlantısına sahip olması gerekiyor. Ancak bu durum yakında değişecek gibi görünüyor.

WhatsApp’ın çoklu cihaz desteği üzerinde çalıştığına dair ilk iddialar geçtiğimiz yaz aylarında ortaya çıkmıştı. WABetaInfo’nun iddiasına göre bu özellik, WhatsApp Web’in cihazınızda internet bağlantısı olmadan kullanılmasına izin verecek. Bunun yanı sıra WhatsApp’ın 4 cihaza kadar kullanılabileceği de iddia ediliyor.

WhatsApp sohbet geçmişi iOS ile Android arasında aktarılabilecek:

Şu anda WhatsApp kullanıcılarının sohbet geçmişini iOS – Android platformları arasında taşıyabileceği resmi bir yöntem bulunmuyor. Kullanıcılar, bunun için üçüncü taraf uygulamalarından yararlanabiliyor ancak WhatsApp bu yöntemlerin Hizmet Şartları’nı ihlal ettiğini ve güvenli olmadığını söylüyor.

Şimdiyse WABetaInfo, gelecekte yayınlanacak bir güncelleme ile WhatsApp sohbet geçmişinin iOS ve Android platformları arasında, üçüncü taraf bir uygulamaya ihtiyaç duymadan taşınabileceğini söylüyor. Bu ekran görüntüsünde de gördüğünüz üzere WhatsApp, sohbet geçmişinizi iOS için WhatsApp’tan Android için WhatsApp’a taşımanıza izin verecek. Elbette, tam tersi durum da desteklenecek.

Yeni özelliğin ne zaman kullanıma sunulacağına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Özelliğin şu anda geliştirme aşamasında olduğunu söyleyen WABetaInfo, WhatsApp için çoklu cihaz desteğinin yayınlanmasının ardından sohbet geçmişini taşıma özelliğinin de kullanıma sunulacağını söylüyor.

Üzerinde Deney Yapılan Bir Tavşan Kendi Yaşamını Anlatıyor

Humane Society of the United States için hazırlan Save Ralph, yaşamını kobay olarak sürdüren bir tavşanı konu alıyor.

Yaşamda ne kadar adaletsizliğe uğrarsak uğrayalım, üzerinde deney yapılan bir hayvanın yaşadıklarıyla karşılaştırabileceğimizi sanmıyorum. Özgürlükten yoksun, acı içinde bir ömre mahkum edilen bu canlar, insanın içindeki en kötücül yanlara ayna tutuyor. Bir deney hayvanı olarak yaşamını sürdüren tavşan Ralph’in kendini anlattığı Save Ralph, bize kapalı kapılar ardında halen devam eden bu vahşeti oldukça yumuşatılmış ama bir o kadar da vurucu bir şekilde anlatıyor. Bu stop-motion film, kanlı laboratuvar fotoğraflarının paylaşıldığı diğer kampanyalardan çok daha çarpıcı bir etki bırakıyor izleyicide.

Empati hissini harekete geçiren mockumentary: Save Ralph

Save Ralph kara mizahın zekice kullanıldığı bir mockumentary. Kaderini kabullenen Ralph deney hayvanı oluşunu adeta bir meslek gibi anlatıyor. Gözündeki, kulağındaki ve sırtındaki hasarı sıradan bir durummuş gibi anlatıyor. Öte yandan İnsanın üstün varlık olduğunu ve onlar için bunu yaptığını, çektiği acıların önemli olmadığını söylüyor. Burada Ralph’in anlattıklarının alt metni de şu olsa gerek: Uzaya gitmeyi başarmış üstün(!) bir varlık, bilimde ilerleyebilmek için hala hayvanlara işkence yapacak kadar ilkel. “Siz hiç rokete binmiş bir tavşan gördünüz mü?” diyor Ralph. Burada izleyicinin şu soruyu sormasını istiyor belki de: “Siz hiç bir başka canlıya işkence eden bir tavşan gördünüz mü?”.

Dişlerini fırçalarken bile oldukça canı yanan insansı tavşan Ralph, o kanlı laboratuvar görüntülerini aratmayacak denli içini acıtıyor izleyicinin. Bu da filmin en güçlü yanı bence. Öte yandan filmin bir kısmında kahramanımızın güzellikle ilgili çeşitli ürünler için acı verici testler geçirdiğine de şahit oluyoruz. Ralph’in aile fertlerinin de tüm yaşamını laboratuvarda geçirmiş tavşanlardan oluştuğunu öğreniyoruz. Ralph’in deyişiyle hepsi işini yaparken ölmüş. Ralph sakin bir şekilde kendisinin de bu şekilde öleceğini dile getiriyor. Bir insan bırakın kendisini, ailesinin böyle acı içinde bir ömür sürmesini nasıl kabullenebilir? O halde bunu hayvanlara yaşatmaya ne hakkımız var? Düşünün ki şu anda siz bu satırları okurken kaç hayvan bu acıları yaşıyor. Ralph’in yaşamı film boyunca yavaş yavaş tükenirken izleyiciyi bu sorularla baş başa bırakıyor.

Save Ralph, küresel çapta hayvan haklarını savunan Washington merkezli kar amacı gütmeyen kuruluş Humane Society of the United States için hazırlanmış. Karakterler ve set Arch Model Studio’nun imzasını taşıyor. Ana karakteri seslendiren Taika Waititi’nin yanı sıra Ricky Gervais, Olivia Munn, Zac Efron, Pom Klementieff, Rodrigo Santoro ve Tricia Helfer de sesiyle filme hayat verenlerden.

‘Clubhouse Android’ Hazır

Sesli sohbet tabanlı sosyal ağ uygulaması Clubhouse, Android işletim sistemli akıllı telefonlarda bulunmuyor. Şu an için iOS kullanıcılarına hitap eden platformun bu eksikliğini kapatacağı yetkili isimler tarafından doğrulandı. Clubhouse’un kurucu ortağı Paul Davidson, Android’de var olmanın kendileri için büyük bir öncelik olduğunu söyledi.

Clubhouse Android uygulaması ile ilgili heyecanlandıran bir olay yaşandı. Yapım sürecinde görev alan bir geliştirici sosyal medya hesabından, uygulamanın çok yakında kullanıma sunulacağını ima eden bir paylaşım yaptı.

Clubhouse Android Uygulaması Kullanıma Hazır

Yazılım geliştiricisi Mopewa Ogundipe, Clubhouse uygulamasının yapım sürecinde görev alıyor. Sosyal medyadaki “Nasıl başladı / Nasıl gidiyor” furyasına katılan Ogundipe, Clubhouse hesabına ait iki adet ekran görüntüsü paylaştı.

Görüntülerin birinde, Mopewa Ogundipe’nin profilinde gözüken “sent from my Pixel” (Pixel cihazımdan gönderildi) ifadesi dikkat çekti. Bu ifade, Ogundipe’nin o ekran görüntüsünü Google Pixel model bir akıllı telefondan aldığını gösteriyor. Clubhouse Android uygulamasının geliştirilme sürecinin büyük oranda tamamlandığı ve kullanıma hazır olduğu anlaşılıyor.

Mopewa Ogundipe, Clubhouse Android uygulamasını geliştiren ekipte tek kişi olmadığını söyledi. Ancak Ogundipe, bu konuyla alakalı başka bir bilgi paylaşmadı.

Mayıs’ta Kullanıma Sunulması Muhtemel

Uygulamanın beta veya kararlı sürümünün ne zaman piyasaya çıkacağı bilinmiyor. Bir araştırmacı Morgan Evetts konuyla ilgili birtakım bilgiler paylaştı. Mopewa Ogundipe’nin tweetini alıntılayarak Clubhouse Android uygulamasının 6 aydır geliştirme sürecinde olduğunu söyledi.

Morgan Evetts, uygulamanın Mayıs ayında piyasaya çıkabileceğini iddia etti. Ancak Clubhouse geliştiricisi Mopewa Ogundipe bu iddialara yönelik herhangi bir açıklama yapmadı. Eğer Evetts’in iddiası doğruysa, uzun süredir beklenen olacak: Clubhouse nihayet Android akıllı telefonlardaki yerini alacak.

Clubhouse, Rakip Sosyal Ağları Etkiledi

Aylık 8 milyon aktif kullanıcısı bulunan Clubhouse, şu an için yalnızca iPhone’da kullanılabiliyor. Android’e yakında çıkması beklenen uygulama, bu platformda büyük bir eksiklik yaşıyor. Bunu fırsat bilen rakipler ise Clubhouse’un boşluğunu doldurmak için kolları sıvadı.

Kullanıcılara sesli sohbet odaları üzerinden iletişim kurma imkânı sağlayan platforma ilk rakip Twitter’dan gelmişti. Ayrıca Instagram, TikTok, Facebook, Discord, Reddit ve Telegram da Clubhouse rüzgarına kapılan platformlar arasına katılmışlardı.

Instagram, Beğeni Sayılarını Gizleme Özelliğini Yeniden Test Etmeye Başladı

Son yılların en popüler sosyal medya platformları arasında başı çeken Instagram, bir süre önce gönderilerin beğeni sayısını gizleyeceğini açıklamıştı. İsteyen kullanıcıların beğenileri gizleyebileceği özellik şu anda test aşamasında.

Geçtiğimiz birkaç ay boyunca Instagram, platformda beğeni sayıları hakkında bazı düzenlemeler yapmak için çalışmalarını sürdürüyordu. Beğeni sayılarını gizlemeyi amaçlayan platformun yöneticisi Adam Mosseri, yeni bir test özelliği sayesinde kullanıcıların isterlerse beğenme sayılarını gizleyebileceğini resmi olarak açıkladı.

Geçtiğimiz yıl, beğeni sayılarının insanların paylaşım sıklığına etki etmemesi amacıyla bazı kullanıcılarda bu sayıları gizleyen platform, gelen sonuçlar üzerine özelliği yenilemek için harekete geçti. Artık özelliğin kontrolü kullanıcılara geçiyor.

Instagram’da Beğeni Sayıları Gizlenebilecek

Yeni özellikle ilgili açıklamalarda bulunan Mosseri, bazı kişilerin beğeni sayılarını görmemekten memnun olduğunu ancak herkesin bu durumdan hoşlanmadığını belirtti. Bu nedenle de yeni özelliği test etmeye başladıklarını açıkladı.

Yeni özellik temel olarak beğeni sayılarının gizlenmesi konusunda kullanıcılara üç farklı alternatif sağlıyor. Bu alternatiflerden ilki, Instagram’ı hiçbir değişiklik olmadan, bildiğimiz haliyle kullanmaya devam etmek. Böylece isteyen kişiler alıştıkları şekilde Instagram’ın keyfini çıkarabilecek.

İkinci alternatifte ise kullanıcılar kendi gönderilerindeki beğeni sayılarını gizleyebilecek. Bu gizleme işlemini kullanıcılar isterlerlerse paylaşım yaparken isterlerse de paylaşım yaptıktan sonra gerçekleştirebiliyor. 

Bir diğer alternatif ise uygulama içerisindeki bütün beğeni sayılarını gizlemek. Bu özelliği tercih eden Instagram kullanıcıları, gönderilerin altında yer alan sayacı görmeyecek, beğeni sayıları ve beğenenler hakkında fikir sahibi olmayacak.

Benzeri Bir Sistem Facebook’a da Gelebilir

Mosseri henüz yeni özellik testine dair detayları açıklamadı. Hangi bölgelerde testlerin yapılacağı, kimlerin testlere katılabileceği henüz belli değil. Yine de Instagram ve onun çatı firması olan Facebook bu özellikte oldukça ısrarlı.

Benzer bir özelliğin Facebook için de test edilebileceğine dikkat çekildi. Daha önce de bazı Facebook gönderilerinde beğenme sayıları gizlenmişti.

Spotify Artık ‘Hey Spotify’ Sesli Komutu ile Aktifleştirilebiliyor

Spotify, bir süre önce test etmeye başladığı “Hey Spotify” komutu ile uygulamayı çalıştırma özelliğini, bazı kullanıcılar için hizmete sundu. Bu özellik, Spotify’ın telefona dokunmadan dahi çalıştırılabilmesini ve istenen bir şarkının ya da podcastin dinlenebilmesini sağlıyor.

Son yılların en popüler çevrimiçi müzik ve podcast platformu Spotify, bir süre önce yeni bir özelliği test etmeye başlamıştı. Bu özellik, kullanıcıların sesli komut ile uygulamayı aktifleştirebilmesini sağlıyordu. Yakın geçmişte oldukça kısıtlı bir kullanıcı kitlesi ile test edilen bu özellik, şimdi daha geniş bir kullanıcı kitlesinin hizmetine sunulmuş durumda. Spotify, bu özellik kapsamında “Hey Spotify” komutu ile telefona dokunmadan açılabiliyor.

Geçtiğimiz saatlerde Spotify’ı açan bazı kullanıcılar, uygulama içi bir bildirimle karşılaştılar. Bu bildirimde Hey Spotify özelliğinin kullanıma hazır olduğunu duyuran geliştiriciler, kullanıcıya özelliğin aktif edilip edilmeyeceğini soruyorlar. Bu özelliğin kullanılabilir olmasına izin veren kullanıcılar, Hey Spotify cümlesi ile çevrimiçi müzik platformu uygulamasını kullanmaya başlayabiliyorlar.

Spotify Kullanıcılarına Gönderilen Bildirim Şöyle

Spotify’ın sesle kontrol özelliği dikkat çekici görünüyor olsa da kullanıcılar, Spotify’ın bundan sonra kendilerini dinleyebileceğini düşünüyorlar. Aslında bu çok da yanlış bir düşünce değil. Ancak Spotify geliştiricileri, uygulamanın yalnızca “Hey Spotify” ve sonrasındaki komutları kaydettiğini, sesli veri kullanımına ilişkin gizlilik politikasında açıkça belirtiyorlar.

Spotify’ın yerleşik olarak sunulan sesli kontrol özelliği zaten bulunuyor. Ancak uygulama, bugüne kadar sesli komutlarla aktifleştirilemiyordu. İşte bu özellik, uygulamanın başlamasının da sesli komutlarla yapılmasını sağlıyor. Böylelikle kullanıcılar, telefonlarını ellerine bile almadan Spotify kullanmaya başlayabilirler. Özelliğin tüm kullanıcılara ne zaman ulaşacağı, şu an için bilinmiyor.

TikTok Yeni Özelliğini Kullanıma Sunuyor

En popüler uygulamalar arasında yer alan TikTok yeni bir özelliğini daha duyurdu. Özellikle işitme engelli kullanıcılara yardımcı olacağı düşünülen otomatik altyazılar kullanıma sunuldu.

Otomatik altyazılar açıldığında, izleyiciler videonun konuşmasını metin halinde görebilecek. Böylece herhangi bir kullanıcı dinlemekte zorluk çektiğinde altyazıları okuyabilir. Şimdilik, otomatik altyazı özelliği İngilizce ve Japoncayı destekliyor. Ancak TikTok önümüzdeki aylarda listeye daha fazla dil ekleyeceğini de açıkladı.

TikTok özellikle işitme engellilere yardımcı olacak altyazı özelliğini duyurdu.

Otomatik altyazılara erişmek için, kullanıcılar video yüklemeyi veya kaydetmeyi bitirdikten hemen sonra düzenleme sayfasında bulunan altyazı seçeneğine gidip otomatik eklenen altyazı metnini görebilecekler. Ayrıca daha video paylaşılmadan metni düzenleyebilir ya da metinleri kendileri yeniden oluşturabilir.

TikTok, özelliği yalnızca erişilebilirlik amacıyla sunsa da; otomatik altyazılar da TikTok’u ses olmadan izlemek isteyen kullanıcılar için de oldukça cazip bir seçenek.

Altyazılar, konuşulan dili anlamakta zorlanan kullanıcılar için de yararlı olacak.

TikTok, geçmişte videolara metin ekleyerek altyazı seçeneği sunan diğer içerik platformlarından ilham alıyor. Ayrıca, otomatik altyazı aracı kullanıcıların istedikleri zaman açma ve kapatma özelliğine sahip.

Otomatik altyazı özelliği, Tiktok’un engelli kullanıcılar için duyurduğu tek özelliği değil. Şirket geçtiğimiz aylarda ışığa duyarlı (epilepsi) kullanıcıları için de aynı çalışmaları yürütmüştü.

Çinli eğlence uygulamasının yöneticileri, özelliğin halen iyileştirildiğini ve bu konuda çalışmalarıyla ön plana çıkan The Deaf Collective ile işbirliği yaptığını açıkladı.

TikTok Birçok Müzik Sevdalısına Başarı Getirdi

Son aylarda TikTok, müzik endüstrisinde ilgi çekecek başarı öykülerinden bazılarına ev sahipliği yaptı. Örneğin uygulamada yer alan Nathan Evans isimli bir kullanıcı, Yeni Zelanda bölgesinin 19. yüzyıla ait olan The Wellerman isimli parçasıyla büyük viral fırsatı yakaladı ve bununla birlikte bir plak şirketiyle anlaşma imzaladı. Daha sonrasında ise kendine albüm yapma fırsatı ele geçirdi.

Reklam Analiz Aracı ‘Facebook Analytics’ 30 Haziran İtibarıyla Kaldırılıyor

Facebook reklamlarının analiz edilmesi konusunda en büyük yardımcı araç, Facebook Analytics 30 Haziran itibarıyla yayından kaldırılıyor. 30 Haziran 2021 tarihine kadar yayından kaldırılacak araçtan çekeceğiniz veriler varsa bu tarihe kadar acele etmenizi öneririz.

Facebook Business Manager üzerinden kullanılan Facebook Analytics’in Haziran ayından itibaren kaldırılıyor olması reklam verenleri oldukça üzdü. Birçok veriyi analiz edebildiğimiz neredeyse tek Analytics aracının “neden kaldırıldığı” henüz belli değil.

Facebook’un kendisi reklam verenleri; Facebook Business Suite, Reklam Yöneticisi ve Olay Yöneticisine yönlendiriyor. Ancak unutulan bir şey var, verilerin tamamına Facebook Analytics üzerinden erişip hepsini tek bir CSV dosyası olarak indirmek ve pivot analizi almak büyük kolaylık sunuyordu.

Yüzeysel Verilere Merhaba!

Normal şartlarda Facebook reklam panelini, Google Analytics’e entegre edememek oldukça üzücüydü. Yine de Facebook’un sunduğu Facebook Analytics yardımıyla verilerin bir kısmını yorumlamak oldukça kolay oluyordu. Dönüşüm, tıklama, görüntüleme, kullanıcıların reklamlarda geçirdiği zaman vb. gibi birçok metriğe erişimi kıyaslama şansını kolay bir şekilde buluyorduk. Facebook’un yönlendirdiği diğer araçlarsa bu verilerin tamamını parça parça indirmeye ve birleştirerek yorumlamamıza yardımcı olabiliyor.

Facebook’un bu güncellemeyi yapmasında elbette bir neden vardır ancak en azından Google Analytics ya da Yandex Metrika gibi analiz araçlarının entegrasyonuna izin vermesi durumunda birçok reklam verenin metrik yorumlaması daha kolay olacak. Bildiğiniz üzere yine Facebook son dönemde birçok reklam veren Instagram hesabına “shadow ban” atması nedeniyle eleştiri yağmuruna tutuluyordu. Bu güncellemeyle beraber yine eleştirilerin hedefinde olacak gibi.

Madeni Para Büyüklüğünde Çok İşlevli Bir Fare

Hava faresi ProLab Mouse, kullanıcının tüm akıllı cihazları hem iş hem de eğlence amacıyla pratik bir şekilde kontrol edebilmesini sağlıyor.

Özellikle yolda ya da sehayatlerde çalışırken en uygun mobil cihazı en pratik şekilde kullanmaya çabalıyoruz. Mümkün olduğu kadar her şeyi akıllı telefondan halletmeye çalışıyoruz. Mecbur kaldığımızda tablet ya da dizüstü bilgisayara geçerek cihazlar arası mekik dokuyoruz. Bunu yaparken bu araçları mümkün olduğu kadar hızlı ve kolay kontrol edebilmek önemli. ProLab Mouse bu ihtiyacı karşılayabilmeyi vadeden çok işlevli bir cihaz olarak dikkat çekiyor.

Hava faresi, klavye, sunum kumandası, kamera ve medya denetleyicisi bir arada: ProLab Mouse

ProLab Mouse, yalnızca 8 g ağırlığındaki ultra kompakt bir denetleyici. ve ihtiyaçlarınıza bağlı olarak çok çeşitli farklı uygulamaları kontrol etmenizi sağlamak için özel olarak tasarlanmıştır. ProLab Mouse ile kullanıcı rahatlıkla selfie ve eller serbest fotoğraflar çekebiliyor, müzik uygulamalarını ve sunumlarını uzaktan yönetebiliyor, internette yada belgelerinde gezinebiliyor. Bluetooth özelliğine sahip olan cihazda, 360 derece döndürülebilen bir top ve dört tıklama düğmesi bulunuyor. Bu özellikleri sayesinde tek elle kullanılabiliyor ve tek bir düğmeyle onlarca farklı işlev sunuyor. Cihazın Kickstarter kampanyası tamamlanmak üzere ve ilk 3 gün içinde hedeflediği fonu toplayarak başarıya ulaşmış. Haziran 2021’de siparişleri teslim etmeyi planlıyorlar.

ProLab Mouse ile kullanıcı telefon dahil tüm akıllı cihazları pratik bir şekilde yönetebiliyor.

ProLab Mouse, sıradan bir farenin tüm işlevlerine sahip. Fare altlığı ve düz yüzeyde kullanma zorunluluğu yaratmayarak önemli bir fark yaratıyor. Bluetooth teknolojisiyle çoğu dizüstü bilgisayara, tablete ve akıllı telefona anında bağlanabiliyor. Kullanıcı bu fareyle tek elini kullanarak sağ tıklayabiliyor, sol tıklayabiliyor, ekranı kaydırabiliyor, metni vurgulayabiliyor ve bir fareden pek çok başka şeyi bu cihazla yapabiliyor. Dizüstü bilgisayar, tablet veya akıllı telefon 10 metreye kadar uzaktan kontrol edilebiliyor.

Detaylı bilgi için aşağıdaki web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

YouTube Videolarda Beğenmeme Sayısını Gizleyecek

Resmi Twitter hesabı üzerinden bir paylaşım yapan YouTube, videolarda beğenmeme sayısını gizleyecek birkaç tasarımı test ettiğini açıkladı. Bunun nedeni ise beğenmeme butonunun kimi zaman bir zorbalık olarak kullanılması.

YouTube, beğenmeme sayısını göstermeyen birkaç yeni tasarımı test ediyor. Bu tasarımlardan birisinde videoların kaç beğeni aldığı gösterilirken, kaç kullanıcı tarafından beğenilmediği gösterilmiyor. Bu durum, kullanıcıların bir videoyu beğenmemelerini engellemiyor.

Videoları yükleyenler, YouTube Studio üzerinde videolarına gelen beğenme ve beğenmeme sayılarının oranlarını görmeye devam edebiliyor. YouTube’un bu özelliği önümüzdeki haftalarda gelecek yeni tasarımla kullanıcılara sunulabilir.

LinkedIn, Clubhouse Benzeri Bir Uygulama Üzerinde Çalışıyor

LinkedIn’in, kendi uygulamasında sesli iletişimi destekleyen Clubhouse rakibi bir uygulamayı test ettiği ortaya çıktı.

Geçtiğimiz aylarda bir anda popüler olan ve etkisi yavaş yavaş kaybolmaya başlayan sesli sosyal medya platformu Clubhouse’un benzerleri türemeye devam ediyor. İlk olarak Twitter’ın Spaces uygulaması, akabinde henüz ismi net bir şekilde belli olmayan, ancak geçtiğimiz günlerde ilk görselleri sızan Facebook’un ses odaklı platformu derken şimdi de benzer bir hamle LinkedIn’den geldi. LinkedIn’in de kendi uygulamasında sesli iletişimi destekleyen Clubhouse rakibi bir uygulamayı test ettiği ortaya çıktı.

Clubhouse rakiplerinden farklı olarak LinkedIn, yalnızca sosyal bir profille değil, kullanıcıların profesyonel kimliğiyle bağlantılı olacağı için ses ağı özelliğinin farklılaşacağına inandığını belirtiyor. Bu sebepten LinkedIn de rakiplerinden biraz ayrılıyor demek mümkün.

LinkedIn sözcüsü Suzi Owens, ses özelliğinin gelişimini onaylarken, LinkedIn konuşmalarında yaklaşık yüzde 50’lik büyüme gördüklerini; profesyonel kimliğinizle bağlantılı bir ses deneyimi yaratmak için bazı erken testler yaptıklarını söylüyor. Owens, LinkedIn üyelerinin topluluklarıyla bağlantı kurmaları için daha fazla yol sağlamak amacıyla LinkedIn’in etkinlikler ve gruplar gibi diğer bölümlerine nasıl ses getirebileceklerine baktıklarının da altını çiziyor.

Aslında sosyal medya platformlarının birbirini kopyalaması artık şaşırtmıyor. Bunun en büyük örneğini Facebook’ta görsek de LinkedIn de zamanında Facebook benzeri ifadeleri aktif etmiş; birçok platformun yaptığı gibi canlı yayınları ve hikaye paylaşım özelliklerini devreye almıştı. Özetle; özellikle iş dünyasının networking amacıyla kullandığı LinkedIn gibi bir platformun böyle bir özelliği yayına alması pek de şaşırtıcı ve beklenmeyen bir şey değil.

Son olarak LinkedIn’in sesli mesajlaşma özelliğinin, Facebook’un Clubhouse benzeri platformuna dair ilk görselleri ortaya çıkaran Alessandro Paluzzi tarafından keşfedildiğini hatırlatalım. LinkedIn’in TechCrunch ile özel olarak paylaştığı görsel de Clubhouse’a fazlasıyla benzer bir özelliğin kapıda olduğunu kanıtlıyor.

LinkedIn’in yeni özelliğinin lansmanı için henüz kesin bir tarih paylaşılmadı.